Hakkımda

 

img-20180123-wa0002Yıllardır onlarca çizgili defter doldurdum. Hani şu iki liralık, üstünde okul defteri yazanlardan. 100 yaprak, dikişli, çizgili ya da 40 yaprak, çizgili, 1. hamur. İsimleri, sevinç, umur ya da as olan, mahalle bakkallarında bile bulunanlardan.

Bir kaç kere heves ettim de, daha pahalı, kaliteli ne bilim şu havalı olanlardan aldım, ya da hediye geldi…Olmadı! Kullanamadım, onlar öyle geldikleri gibi kaldılar, unutuldular bir köşede. Isınamadık birbirimize. Bir kere çizgili değillerdi ve bilirsiniz işte, o ilk sayfa, bir türlü başlayamazsınız ona, daha iyisi için saklarsınız hep. Ya el yazınızı beğenmezsiniz, ya üç beş kelimeden sonra kalem yazmaz oluverir. Bastırdıkça defter bozulur, yanlışların üstünü karalarsanız küser. Bez bebeklerle porselen bebekler arasındaki fark gibi bir şey. Kötü şeyler de hep kırılanların başına gelir.

Benim defterlerim çantalara girip çıktıkça biraz kırışır, cafe masalarının üstünde kirlenir, çay ya da kahve lekesi olur mesela ama hiç şikayet etmezler, gıklarını bile çıkarmazlar, hep gülümser, dost canlısı ve samimidirler. Bazen ön ve arka kapaklarını bile doldururum hem içlerini hem dışlarını. Bu onların hoşuna gider, işe yaramışlardır, önemsenmişlerdir çünkü.

Bir kere mutlaka, her okuduğum kitabın notunu düşerim bu çizgilerin üstüne, kim yazmış, kim çevirmiş, kim basmış, kaçıncı kere basmış ve hangi yıl basmış gibi. Sonra içerden arasına ayraç koyduğum bölümlerden alıntılar yaparım.Filmler, gittiğim tiyatrolar, sergiler, müzeler, gezi notları derken defterlerin sayısı arttıkça artar.

Ben de bu defterleri herkes görsün, isterse okusun, fikrimi alsın, düşüncelerimi öğrensin,  işine yararsa notlarımı kullansın diye bu blogu açmaya karar verdim. Sevgili dostlarıma atfen de adını cizgilidefterler koydum.

Teknoloji ilerledi; internet, akıllı telefonlar, tabletler filan derken onlardan yani defterlerimden hiç vazgeçmedim. Akıllı telefona not almak bana göre bir şey değil. Hala, her gün evden çıkarken çantama bakar, yanıma almış mıyım diye anahtarımdan ve telefonumdan sonra onu kontrol ederim. Eksik hissederim kendimi defterim olmadan, sokakta, otobüste, metroda, arkadaşlarla içilen bir kahvede, alışverişte, anne ziyaretinde, yeğen düğününde hafızam olur benim.

Benimle iletişime geçmek isterseniz, blog dışında uganyelda@gmail.com adresini de kullanabilirsiniz.

Yelda UGAN