Emel Mathlouthi veya Meslusi

 

img_2336

Sahnede küçük bir kadın, üç kişilik bir ekip, davul, piyano, bateri. Arkada, barkovizyonda şarkıların ruhuna eşlik eden görüntüler, kah Sarı Yelekliler, kah Filistinli protestocular, masumane çocuklar, kızıla çalan deniz, karlar altında uzun ıssız yollar ve davulun sesiyle renkten renge giren ışıkların dansı. Kapıya kadar dolu küçük bir konser salonu, yukarda balkon da dolu. Konsere yarım saat kala gişeden aldık biletleri, hakkında çok az şey biliyoruz; Tunuslu, Arap Baharı’nın yaşandığı günlerde “Kelmti Horra” şarkısı bölgenin marşı olarak bilinmiş, “Kelimelerim Özgür” demiş.

Psm’de caz günleri başladı, bütün salonlar dolu. Emel, soyadını ağzımda yuvarlıyorum “Studio’da, iki kat aşağı inin!” diyor üniformalı, genç bir adam. Bir daha kimseye sorma ihtiyacı duymuyoruz. Yanımızdan, önümüzden Arapça konuşan insanlar geçiyor, onları takip ediyoruz, türbanlı ya da değil ama kız erkek hepsi spor ayakkabılı, sweatshirtlü, çok esmer, çok güzel, çok makyajlı…nereye gittiklerini ve kime geldiklerini biliyorlar, son versiyon havalı telefonlarını uzattılar, siyahlı bir adam ve kadın birer bip sesiyle kare barkodları okudu. Gece onlarındı, Arapça, İngilizce, Fransızca…bütün şarkılara eşlik ettiler, onların olan her şeye sahip çıktılar.

Sahnede oryantal bir ahenk beklerken o kollarıyla kanat çırptı, ayaklarını yere vurarak, dönerek dansıyla, vücuduyla isyan etti  ve “sözüm özgürlüktür” dedi. Biraz Joan Baez, biraz Mercedes Sosa, biraz Sinead O’Connor, çokça Emel Mathlouthi’ydi.

Özgür olanım ben ve asla korkmayan, / Sonsuza dek yaşayacak sırrım ben. / Benim vazgeçmeyenlerin sesi ! / Benim tüm bu kaosun orta yerindeki tek gerçek anlam ! // Satılmış köpekleriyle, / Halkın günlük ekmeğini çalan, / Ve düşüncenin yüzüne kapıları çarpan zalimlerin / Boğazında kalacak olan kılçığım ben. // Özgür olanım ben ve asla korkmayan / Sonsuza dek yaşayacak sırrım ben. / Benim vazgeçmeyenlerin sesi / Bilin ki özgürüm ben ve / Sözüm özgürlüğün sözüdür.. // 

img_2311

 

 

Filistin’de doğdum /Adsız yerlerden geldim /Toprağım yok Anavatanım belirsiz/ Ateşler yakıyorum parmaklarımla /Ve sana şarkılar söylüyorum kalbimle /Yürek telim gönül yakıyor /Filistin’de doğdum Yerim yok, toprağım yok, yurdum yok…//

 

 

 

Yelda UGAN

09/04/2019, Beşiktaş