Veda

 

En yavaş gelenimizle bile bir günden daha kısa bir sürede toplandık. Sen daveti kabul edince  biz de çaresiz seni yolcu etmeye geldik. Sıkıldın biliyorum ama tüm ritüelleri yerine getirdik. Üç gün sarı konakların bahçesinde seni konuştuk, yıllardır görmediklerimizi gördük, boğazımızdan geçmez sandık ama sevdiğin yemekleri, tatlıları yedik. Eskileri konuşup güldük bile.

img_9705

Veda,

Görebileceğim en uzaktaki dağlara Toroslar’a kadar baktım. Geveze kuşları dinledim. Yerini beğendim. Havadar ve aydınlıktı,

kırlara doğru uzanıyordun yattığın yerden. Artık göle kadar gitmene gerek yoktu. 

Sevgilin, “küçük evin, küçük bahçende rahat mısın ?” Diye sordu sana. 

Eğildim verdiğim sözü tutup bir avuç toprak daha koydum küçük bahçene. En değerli iki kadınının seslerini duydum, birbirlerini teselli ediyorlardı sana inat. 

Düzeltecek bir şey olmadığı halde evinin yanını yönünü düzelttim. Karanfil sözüm de artık bir dahaki sefere. 

Kuzun yine inanılmazdı! Seni son gördüğüm yerde, salonun çift kanatlı kapısının önünde “gitti” dedi “kuzum gitti.” Senin için gelen herkesi sardı sarmaladı, yüreğinin orta yerinde senin yerine de seninleymiş gibi ağırladı herkesi. 

En yavaş gelenimizle bile bir günden daha kısa bir sürede toplandık. Sen daveti kabul edince  biz de çaresiz seni yolcu etmeye geldik. Sıkıldın biliyorum ama tüm ritüelleri yerine getirdik. Üç gün sarı konakların bahçesinde seni konuştuk, yıllardır görmediklerimizi gördük, boğazımızdan geçmez sandık ama sevdiğin yemekleri, tatlıları yedik. Eskileri konuşup güldük bile.   

Hepimiz dua ettik sana. Kendi dilimizde kendi duamızı! Artık büyümüştük ve duayı nasıl söylersek söyleyelim farketmediğini biliyorduk.

Uzandığım yerde keskin bir şey geldi elime, bir tokadan veya  yüzükten düşmüş gibi. Altıgen bir metalin içine yerleştirilmiş parlak gümüş rengi bir taş, yerinden oynamış!. 

Aldığım yere koydum ve kalktım. Çemberlitaş’tan tramvaya bindim, daha Gülhane parkına gelmeden haberin geldi. Kabataş durağında ininceye kadar ağladım. Eminönü’nde ne renk kaldı ne isim

Hava şerbet gibiydi, güneş tepemizde elinden geleni yaptı ama artık sonbaharı yarılamıştık ve güneşin kızgınlığı bize değil kurutacağı bulgura, salçayaydı. Akşam üstü hava serinliyor, ürperiyorduk. Çantalarda, arabaların arkasında unutulan hırkalar kıymete biniyor, fazlasını ikram ediyorduk. Sabahları neredeyse kuzeydeki kulelerimizden taa Karataş’ı denizi bile görecektik 

Aslında havada her ne vardıysa beni o günlere götürdü, yalnızca acı diye aşkı bildiğimiz yıllara!!..

Günlerin bize göre yavaş geçtiği, acelemiz olan yılların üstünden neredeyse 30 yıl geçmiş. Her yıl ekim ayında okullar açılır ve tekrar bir araya gelirdik. Yazlıklarımızı daha üç kere giymeden kış gelirdi. 

“Küresel bu kadar ısınmamıştı demek ki o yıllarda!” 

Üç Hüreller kardeşmiş 

Pink Floyd da  grubun adıymış 

Fredy Mercury  ölmüş, 

Berlin duvarı da yeni yıkılmıştı! 

Zülfü Livaneli’nin “Yer demir Gök bakır “ filmi

Yeni Türkü’nün de Yeşil Mişik kaseti vardı

Benetton’dan giyinmek bir ayrıcalık

Julia Robert da tanıdığımız en pretty kadındı.

Sen  benim çetrefilli yoldan çıkmalarıma bir şey demezdin, kendimi sana emanet  etmeme de, omuzuna değmeden ağlamama da izin verdin. Melodram sevmezdin de, ondan ağlatmazdın beni arkadaşım.  

Zaten başka türlüsü de komik olurdu, gülmemiz gelirdi herhalde orta yerinde….sonra nöbeti Nejla’ya devrettin, her solukta Fulya ile size gelir günlerce yayılırdık….”dedikodu mu yapıyorsunuz” der, gitmek istemezdin yanımızdan. Sen de bizimle otururdun, saatlerce konuşur, kırılırdık gülmekten…ele güne karşı “mış” gibi yapar büyümüş gibi davranır, sonra bildiğimizi okurduk.

İşte böyle arkadaşım; içimize garip bir sızı bırakıp gittin, ne desem az!…yolun açık, mekanın cennet olsun. Güle güle!!

17 Ekim 2017, sen gideli iki yıl oldu…

Yelda UGAN

17/10/19, İstanbul

Kim Tedavi Edecek Bizi?

 

IMG_0237

19 Ocak 2007

saat 14:57

Agos gazetesinin önü

12 yıl önceydi…23 Ocak’ta binlerce insan Osmanbey’de toplanmıştık. Harbiye’den, Taksim’den geçtik, sonra Tarlabaşı, Unkapanı, Saraçhane, kimse konvoyu terk etmedi. Sessizce yürümeye devam ettik,  çok sonra duydum, meğer vasiyetiymiş sessizliğimiz…. Yeni Kapı İdo İskelesinde durduk. Ona Balıklı Rum mezarlığına kadar eşlik ettik.

Bugün 19 Ocak 2019’da Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali yaptı anma konuşmasını, 12 yıl öncesi kadar kalabalık değildik artık ama toplandık. Osmanbey’de, Agos’un önündeydik tekrar, Hrant’ın davası Mart ayında 88. kez görülecek, yine Hrant için adalet istedik ama durduğumuz yerde duramadan bir kıpırdandık. Her zaman mı bu kadar çok güvercin olurdu buralarda?

Saat 16:30 olmuştu, ancak bulduk birbirimizi, arkadaşlarımızın arkadaşlarıyla tanıştık, Rumeli’nin girişinde caddesiyle aynı isimli kafede oturduk, Bir Ermeni, bir Kürt, bir Selanik’li bir de Makedonya’lı göçmen torunları; dört kişiyiz, hepimiz  doğma büyüme buralıyız. Türkiyeliyiz. Biraz güldük, çokça üzüldük ama sonra birbirimize iyi geldik. Kılıç artığı halaları andık, Paskalya çöreği yapan müslüman anneanneleri, komşularımızı. Herkes birbirinin dilinden anlarmış bir zamanlar, şarap yapmayı öğrenmiş komşusundan, elinde sürahisiyle gelirmiş çocuklar, daha onlar annem-babam deneden hala anlar, toprak fıçıya daldırır, doldururmuş komşudan gelen kapları, isteyene verirmiş. Yokmuş öyle ayrılar, gayrılar!

Her yerde hasret ve acı dolu Ermeni türküleri çaldı o gün, hepimiz dinledik…Talar çevirdi, su çatlağını aradı.

“Sareri Hovin mernem

Hovin mernem hovin mernem

Im yari povin mernem

Poyin mernem poyin mernem

Mi sari e tchem desel

Desnoghi yar atchkin menem”

“Dağların rüzgarına öleyim

Kurban olayım, kurban olayım

Yarimin boyuna öleyim

Kurban olayım kurban olayım

Bir yıldır ki görmemişim

Görenin gözüne öleyim.”

23.01.2019, Beşiktaş

Mitra

 

 

 

 

Türkiye Kadın Buluşması

Our Rights,

Our Lives,

Our Gains,

IMG_9868“Farklılıklarımızı unutmadan, kıyafeti, boşanması, nasıl bir işte çalıştığı, konuştuğu dili, geldiği ülke veya mahalle, hangi saatte kiminle ve nerede olduğu, bedeni, kimi sevdiği ya da sevmediği, kime itiraz ettiği üzerinden bazı kadınların şiddeti daha hak eder göstermenin aslında tüm kadınların zararına olduğunu yaşayarak öğrendik.”

Kadınlar farklı illerden, hayatlardan, deneyimlerden, çevrelerden, kimliklerden..

Ani refleks eylemlerinde, 25 Kasım ve 8 Martlarda bu kadınlar hiç bir politik ayrım gözetmeksizin de bir araya geliyorlar ama sonra dağılıyorlar.

Barış için Kadın Girişimi’nin çağrısına uyan yüzlerce kadın bugün (5-6 Ocak 2019) bir araya geldi..

2019 kadınlarla başlayacak,

IMG_9883

15 yıldır var olan Adana Kadın Platformu, 10 ay önce kurulan Van Ahtamara, Artvin, Ankara, Urfa, Trabzon, Balıkesir Körfez Kadınları, Bursa Kadın Platformu, Diyarbakır Kadın Platformu, Artvin Hopalı Kadınlar, Batman Helkis Kadın Platformu, Didim Kadın Platformu, Erzincan Kate Kadın Oluşumu, Hatay, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Karadeniz Ereğli, Mardin, Muğla, Mersin..

Çünkü;

Hayatımız üzerinden hak idda edenlere söyleyeceklerimiz var,

Hep beraber ilk adımı burada atıyoruz,

Hareketimiz gücünü dayanışmamızdan alıyor Filistin, İzlanda, Polonya, Fransa, Arjantin’deki kadınlardan

Erkek şiddetiyle hayatını kaybeden kadınlar için buradayız.

“Beyaz yakamı mora boyadım grevdeyim tatlım”

“Flormar değil direniş güzelleştirir.”

Birlikte bir mücadeleye duyulan ihtiyaç, kadınlar birlikte güçlü, farklılıklarımıza rağmen  birlikte durmayı başarabilecek miyiz?

Nası bir birliktelik sürdürebiliriz?

Çocukların istismarcılarıyla evlendirilmesi kararına karşın meclise dayandık.

Kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze karşı mücadele verdik, kadın yoksulluğu artıyor, kriz bahane edilerek önce kadınlar işten çıkarılıyor.

Özge Can’la başladı sokağa çıkmamız, refleks bir hareketle kitlesel olarak yürüdük. En kitlesel en dinamik en güçlü eylemler kadınlar tarafından yapıldı.

Taciz, tecavüz ve çocuk istismarına karşı bir araya geldik, mücadelemizi sokakta sürdürdük. Karadenizin Havva anaları hala yaşıyor. Kadın kadının kurdudur yerine kadın kadının dostudur, ve olacaktır.

Biz kadınlar sırt sırta verdiğimizde kaldıramayacağımız dağ yoktur.

Ayvalık belediyesi 2017 yılında kadınlara hukuksal ve psikolojik destek veren bir merkez kurdu. Buranın kurulması için çok mücadele verdik.

6284 İstanbul sözleşmesi, Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi 

Aynı zamanda çevre mücadelesinin de aktivistlerindeniz.

Dünya sosyoloji kürsülerinde kadın intaharlarıyla anılan ilimiz Batman…sessiz sedasız katledilen kadınlara çığlık olduk, haykırdık.

Bursa’nın gerici ve muhafazakar bir yapısı var. 29 Aralık 2005 yılında 5 tekstil işçisi kadının yanarak ölmesi, Urfa Ceylanpınar’da yedi tarım işçisi kadının bindikleri kamyonetin devrilmesi sonucu ölmeleri bizi sokağa çıkardı.

Ayrıca Bursa’daki pembe vagon uygulamasına karşı protestolar yaptık.

Çocuk yaşta evliliklerin ve çok eşliliğin önünü açacak olan, Müftülüklerde nikah kıyma yasası

Havamızı, suyumuzu toprağımızı kirletmeyin.

Kızılca köylü kadınlar gündüz tarlada çalışıyorlar, Saat 16 dan sonra çadırlarda nöbet tutuyorlar.

Sendikalı oldukları için işten çıkarılan kadınlar, acı biber ayıklarken elleri parçalanan eldivensiz çalışmak zorunda olan kadınlar.

4o yıldır mücadele eden bir gelenekten geliyoruz, ya bir oluruz, ya bir bir yok oluruz.

Şu an cezaevlerinde anneleriyele kalan üç bin çocuk var. Kadın merkezlerimiz, sığınma evlerimiz kapatıldı, şehrin ortak hafızası yok edildi.

Korku ve endişe yaşıyoruz, ayrımcılığa uğruyoruz. Sokaklara çıktığımızda, sesimiz duyulsun istediğimizde “hain” damgası yiyor, engelleniyoruz. Yaptığımız eylemler basında yer almıyor.

Toplantılar kadınların evden çıkması için bir fırsat ama yine engellerle karşılaşıyoruz. Çocuk şenliği konulu toplantılara daha kolay geliyorlar. Grup çalışmalarını evlerde yapıyoruz ama bu da hiç kolay olmuyor. Hindistan kast sistemini yıktı, biz de yapabiliriz.

Ehlen ve Sehlen

Özellikle Arap Alevilerin yaşadığı Defne ilçesinde ve Samandağ’da işsizlik oranı çok yüksek buralara yatırım yapılmıyor. Erkekler yurt dışında iş aramak zorunda kalıyorlar. Suriye’de 11 yıldır süren savaştan en çok biz etkilendik. Sınırlar kevgire döndü. Mülteci kadınlarla sosyal uyum projeleri yaptık.

“Suriyeli bir kadın alır gününü gösteririm sana!!”

Kadın cinayetleri artmaya devam ediyor, yeni yıla yeni bir cinayetle uyandık.

Tecavüzü evlilik yoluyla durdurmayı amaçlayan yasa tasarısı ile mücadele ettik.

Bırakın somut eşitliği soyut eşitlikle bile baş edemiyoruz. Kürtaj, giyim şekli gibi beden politikalarına da yoğunlaşıyoruz.

8 mart ve 25 Kasım ötesine taşıdığımız ortak tepkilerimizle bir araya gelmek istiyoruz.

Belirli günlerde sokağa çıkarak Ereğli’de bu ruhu kazandırmaya çalıştık. Taciz, tecavüz, ensest, cinayet konulu atölyeler düzenledik. Maalesef burada, genç yaşta ölen madenci eşleri ve çocukları enseste maruz kalıyorlar. O kadar yaygınlaştı ve kabullenildi ki konuşmuyorlar.

Dava takipleriyle Kocaeli’nin yüzünü kadınlara dönmesini sağladık, kadınlar ciddi ön açıcı pozisyonlar aldı. Gebze cezaevinde yatan 9 yıldır üvey baba tacizine dayanamayan ve onu öldüren Nevin’in davası 23 Şubat’ta

Kayyum atanan belediyemizdeki kadın merkezi de kapatıldı, valilik feminist gece yürüyüşümüze izin vermiyor, bizi küçük bir çocuk parkına sıkıştırdılar ama kadınlar oradan çıkarak izinsiz gösteri haklarını kullandılar. Flormar buluşmaları yaptık. Gündelik reflekslerle sınırlı kalıyoruz maalesef. Siyasette kadın temsiliyetine dikkat çekmeye çalışıyoruz.

Muğla açısından bir ilk gerçekleşti ve tüm ildeki kadın örgütleri bir araya geldi. Bugüne kadar birbirimizin deneyimlerinden habersizdik. Datça-Bodrum en ücra köyde bile her 8 Mart’da bir eylem yapılıyor. Ulusalcı ve erkek siyaset “bu şimdi partiye zarar verir” diyerek eylemlerimize ve taleplerimize mesafe koydu.

Hayatlarımız parçalandı ve içine kapandı. Karadeniz’in yeşilini, doğasını, suyunu katletmek isteyenlere karşı durduk. Yerelin özgünlüğünü yitirmeden, herhangi bir siyasetin hegamonyasına girmeden bir araya gelmek istiyoruz. Sosyalist, feminist, anarşist ya da sadece kadın olarak ortaklaşalım istiyoruz.

Trabzon’da kadınlar erkeklerin gittiği kahveyi bastılar ve orada oturdular. Trabzon kadınların yönettiği bir şehir, Tabib odası, CHP, Çağdaş Yaşam derneği, Halk evi, Baro başkanları kadın. Trabzon kadın aklıyla yönetiliyor.

Bazen azalıyor, bazen çoğalıyoruz, siyasi istikrarsızlıktan doğan sorunlar yaşıyoruz ama varız, burası sanki açık bir cezaevi, göz altılar, tutuklamalar, medeniyetler şehri ama devletin kendini var ettiği bir alan aynı zamanda, kadının da farklı mücadele yöntemleriyle var olduğu yer.

Hukukçu kadınlarla birlikte çocuk istismarları takip çalışmaları yapıyoruz.

25 Kasım’da sokağa çıkmamız yasaklandı.

Genel olarak haklarımıza yapılan gasplar,

savaş,

Akademideki cinsiyetsizliğe karşı mücadele,

fiziki, ekonomik ve psikolojik şiddet,

Erkek egemenliğe karşı kurumsal örgütlenme,

Kadınların erkekler tarafından öldürülmesi

Farklılıklarımızın bizi ayırmasına izin vermeyelim!! Kadınlar birlikte güçlü!!

 

09/01/2019, Beşiktaş

Mitra,