SAMATYA

Haliç Köprüsü, 

Solumuz kırk kocadan artakalan bakire dul; İstanbul ve onun meşhur silüeti,

Süleymaniye, Sultanahmet ve Ayasofya’da öğle ezanı okunuyor, Galata kıyama durmuş onları dinliyor.

Topkapı-Aksaray tabelası el ediyor, buradan!

Vatan Caddesi, Bezmialem vakıf üniversitesi

İstikamet Samatya, yani, Küçük Paris

Haseki, 

Kızıl Elma

Cerrahpaşa kütüphanesi ve denizde pırıl pırıl bir huzur.

“Hani eski bir resme bakarken

Hani yılları sayar ya insan.”

Narlıkapı’dan ustamın çocukluğuna giriyoruz. Kumlu, sırtı sarmaşıklı surların önü deniz, İrili ufaklı balıkçı tekneleri dizili, afilli kayıklar salınıyor aşağıda. Bir ileri bir geri. 

Bahçede tavus kuşları, bahçede güller, bir görünüp bir kaybolan ürkek rahibeler. Manastırın yanı başı gazino, Müzeyyen Senar ve Hamiyet Yüceses icrayı sanat eyliyor. “Kimseden etmem şikayet.” 

ocakta aşure kaynıyor. 

Burası işte, denize inerdi bak! 

Bir yürek ferahlığı, bir tür tasasızlık.

Çocukluk gibi bir şey bu, Gökyüzü gibi

Ustam buldun mu nefaseti?

Neşe sıradan bir haleti ruhiye.

Rumu, Ermenisi, Müslümanı… akşam üstleri piyasa yapılır, kilisede mum yakılır, Paskalyada ben sana, Ramazanda sen bana, yoktu ayrı gayrı.

Sirkeci-Halkalı tren hattı

50’lerde başlamış deniz doldurma sevdası

Birbirine yaslanmış 2-3 katlı kagir evler, pencere önü saksıda çiçekler, çuhalar mor, sardunyalar pembe, can suyunu veren artık musalar. 

Korku galebe çalınca, denizlere çıkarmış mahzenler.   

Samatya’yı kurarım

Kumlu surlarla kuşatırım

Dar sokakları meydanlara çıkarır, gönülleri toplarım. 

Beş sokağın buluştuğu meydan, Ali Haydar, Şener Şen, Hanım Türkan Şoray, İkinci Bahar.

Beyaz önlük giyer, Rum olur kasap kadınlar. Ne severdik Melahat seni, nam-ı diğer rahmetli Meral Okay’ı.  

Develinin yerindeymiş Hiristostomas’ın bakkalı. 6 ya da 7 Eylülmüş günlerden, yığılıp kaldığı dükkanın önü. 

Birileri burnunu ve geriye kalanını olduğu gibi soktuğu için buralara, Rumlar gitmiş. 

“Sana bana yeter bu dünya, nedir bu bitmeyen kavga

Anlaşırsak aramızda senin olur benim olan da.”

“Avusturya’dan Ermeni bir aile geldi geçen yaz, 23 doğumlu kadın, buralarda doğup büyümüş, maaile gelmişler torun filan.” 

Balıkçı, Küçük Ev,

Yedikule Çiçekçisi,

Silivri,

Mevlanakapı,

Sulukule,

Haliç,

Solumuz Piyer Loti

Bira bahçeleri

Samatya’dan Şişli’ye gelin geldi ustam

Abide Palas

Vaktiyle Zeki Müren oturmuş, Neriman Köksal’ın iki altında  

Hanımefendi Sokak

Benim ustam da haza hanımefendi. 

Bir beyin uğruna bata çıka Pangaltı.

Aklımda olsun buranın balıkları çok taze, kereviz bahçeden

İki kere kök saldık, Gayrettepe mahallesi, Bitez Yalısından

Yelda Ugan S.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.