Jane Austen’in Kayıp Anıları

 

img_1249

8 Mart 2019, Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun!!

 

“Bırakın başka kalemler suç ve ızdırap duygusu üzerine yazsın. Ben böyle can sıkıcı konulardan en kısa sürede kaçarım.” Jane Austen 1775-1817

Jane Austen’in Kayıp Anıları’nı yazan Syrie James başarılı bir senaryo yazarı. Bu kitap onun ilk romanı ve Library Journal tarafından verilen ilk roman ödülünün 2008 yılı sahibi. Kitap bizde 2012 yılında Everest Yayınları tarafından basıldı. Çeviri Figen Bingül

James, yazarın İngilteresi yani yaşamı boyunca bulunduğu yerlerin küçük bir haritasıyla başlamış kitaba ve sonra Jane Austen’in kapsamlı bir aile ağacını eklemiş. Böylece içerdeki senaryoya bizi hazırlamış. Görsel bir sanat olan sinema tecrübesini konuşturarak sinematografik bir sunumla görüntü yönetmenliği de yaparak imgelememizi kolaylaştırmış.

İkinci sürpriz Oxford Üniversitesi Jane Austen Edebiyat Vakfı Başkanı Dr. Mary I. Jesse’in  yazdığı önsöz!

“Dünyaya altı tane çok sevilen roman veren Jane Austen, kendi beyanıyla, mektup yazmaya bağımlıydı; bu mektuplarının çoğu korunmuştur ve yazarın aklı, karakteri ve özel hayatı hakkında değerli içgörüler sağlar. Biyografi yazarları yazarın bir anı defteri ya da günlük tutup tutmadığını sık sık merak etseler de, böyle bir belgeye dair bir işaret hiç bulunmamıştı. Ta ki şimdiye kadar…” 

Austen’in ölümünden nerdeyse iki yüzyıl sonra, bir tavan arasında tamamen şans eseri ona ait bir sandık bulunmuş…bir denizcinin Napolyon savaşları sırasında alet edevatını koymak için kullanabileceği türden bir sandıkmış bu. Jane Austen’in her ikisi de Kraliyet Donanması’nda olan erkek kardeşlerine ait olabilirmiş. İçindekiler onun tarafından 18. yy sonu 19. yy başında yazılmış mektuplar, günlükler gibi belgelenmiş şahsi eserlermiş. Bir de yakut bir yüzük çıkmış sandıktan.

19. yy İngilteresindeki sosyal yaşantının ve kültürün günümüzde hala ilgiyle okunabiliyor olması onun gözlem gücüne, tarzına, mizah duygusuna ve  dili kullanmasındaki kıvraklığına bağlı…. hiç evlenmemişti, kadınların kitap yazmalarının hoş karşılanmadığı yıllardı. Bütün bunları nasıl başardığına hayret ediyorum, çalışabileceği ayrı bir odası bile yoktu, ortak kullanılan, günlük hayatın göz önünde olduğu bir oturma odasında yazıyordu.  Rivayete göre bu odanın kapısı gıcırdar ama Jane Austen kapının tamir edilmesini istemezmiş, neyle meşgul olduğunu hizmetçiler anlamasın diye kapı uyarırmış onu.

Kitaplarında iki erkeği aralarında konuşturmaz; sosyal mevzular, ikili ilişkiler ve evlilik koşulları üzerine yazardı. Toplumsal olaylar ev içine sızmaz, kadınlar sadece bir kaç on yıl önce olmuş ve dünyanın eksenini değiştirmiş olan Fransız Devriminden filan söz etmezdi. İşte! Sandıktan çıkanlar bize bundan daha fazlasını fısıldıyor…Jane Austen’ın büyük aşkını, Elizabeth, Mr Darcy ve onun Pemberley konutu, yani Gurur ve Önyargı’nın nasıl doğduğunu, mürekkep lekeli elleri, babasının ölümünden sonra uzun bir süre kendine ait  bir evinin olmaması, yayınevleri tarafından gelen redler, medeni hukuk bilgisi, gittiği tiyatrolar, dans geceleri….Kayıp Anılar’da, hakkında öğrendiğim her şey; onu da  ünlü karakterlerinden biriymiş gibi hissettirdi bana.

Bir kadının babaya, kocaya ya da erkek kardeşe bağımlı yaşamı, mirastan mahrum edilmesi, evlenmeden toplumda yer edinememesi, sadece dadılık ve hizmetçilik yapabilmesi, romanlarındaki tüm kadınların kollektif kaderleri, aynı zamanda onun da. Jane Austen o dönemin koşullarına rağmen kadın erkek eşit (siz) liği üzerine çok kafa yormuş ve “değiştirilemez” gerçeğini kabul etmek yerine her şeye rağmen yazmış.

“Keşke kendi paramı kazanmamın bir yolu olsaydı. Ne haksızlık. Erkekler bir meslek seçebiliyor ve çok çalışıp refah ve saygı kazanabiliyor, bizse tamamen muhtaç; evde oturmaya zorlanıyoruz. Bu çok onur kırıcı.”

“Dünyanın düzeni bu, Jane. Kabul edip yaşamak en iyisi; çünkü değiştirmek için hiç bir şey yapılamaz. “Annem tuvalet masasının üzerindeki aynada bakışlarımı yakaladı. “Tabi işler bizim için değişik olabilir, eğer…”

“Eğer ne?” dedim sessizce, söylemek üzere olduğu şeyi çok iyi bilerek.

“Sen ya da Cassandra evlenseniz.” (sayfa24)

Cassandra Jane Austen’in kız kardeşi, sırdaşı ve en iyi arkadaşı, babalarının ölümünden sonra annesi ve Cassandra ile beraber yaşamışlar, kısa ayrılıklarında sürekli mektuplaşmışlar. Jane Austen’in isteği üzerine Cassandra ondan gelen mektupları yakmış ama Cassandra’dan gelenler sandıkta bozulmadan duruyormuş.

O aynı zamanda yeğenlerine, dostlarına hikayeler anlatır, güçlü mizah yeteneğiyle güldürür, eğlendirirmiş onları. Onlar da ilham vermişler; Jane Austen’in İkna‘sında Louisa Musgrove, Mansfiel Park‘ında Fanny Price, Mrs Noris, Gurur ve Önyargı‘sında Bayan Bennet olmuşlar.

“…Yani görüyorsunuz, ben mülkte zengin olsam da siz ailede zenginsiniz ve bu yüzden bana kıyasla çok daha varlıklı ve önemlisiniz.”

“Güldüm. “Eğer varlık sizin ilkenize göre değerlendirilseydi, bay Ashford, İngiltere’nin bütün sınıf sistemi çökerdi.” (sayfa37)

“İnsan neden yazmalı?” sorusunun bir cevabı da kitabın sonundaki büyük sürpriz, teşekkürler Syrie James ya da “Another Lady”.

Not: Kitaplarına ismini yazmayan, onları münzevi kalmayı tercih ederek (belki de zorunluluktan) “A Lady” olarak yayımlatan Jane Austen’ın Sandition kitabı yarım kaldı.1817 yılında ölümünün ardından bir başka kadın yazar, kitabı tamamladı ve ona ithafen, “Another Lady” olarak yayımladı.

Yelda UGAN

08/03/2019

Beşiktaş

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.